Z Raporu - Ali Lidar

  Ali Lidar Z Raporu'na, bunaldığımızda hepimizin yaşadığı çekip gitme isteğini dillendirerek başlıyor: "Gidelim buradan... İlaçlarını yanına alma. Kitaplarımı almayayım ben de. Biraz da onlar çıldırtmıyor mu bizi? Havası ilaç, denizi kitap bir yerlere gidelim."

  Umut kötülüklerin en fenasıdır, çünkü işkenceyi uzatır demiş ya Nietzsche. İşte işkenceyi uzatma sebebi olan bir eser ve duyarlı bir umut işçisi kalem...

  Her yazısı ayrı güzeldi ama 'Resimsiz Gözyaşları' beni benden aldı.Kaç kere okudum, kaç kere Ali'nin o koltuktaki gözyaşlarına ortak oldum hatırlamıyorum. Kitabın sonuna saklamış Ramazan'ın beni yerden yere çarpan hikayesini Ali ve 'dağılın' diyor hemen ardından dağılın... Haklı, hiç birimiz Ramazan gibi gülümseyemedik belki de hiç nedensiz. Ramazan'ın o giymeye kıyamadığı ayakkabıyı vitrinde değil ruhunuzun ta içinde görüyorsunuz okurken. En iyisi 'dağılalım'. Nüfus çoğaldıkça insan azaldı deyip dururken, birden hâlâ böyle güzel insanlar da var diye fısıldıyor satırların arasından Ali sessizce. O her zamanki mütavazılığıyla.

  Okurken kendinizi bulursunuz onda çünkü o bizden biridir. sanki karşınızda oturmuş sohbet eder gibidir. Okurken asla sıkmayan bir üslup ile yazmasıdır, samimiyetini, içtenliğini doğrudan hissettirmesidir Ali Lidar'ı, "sevilerek okunan" bir yazar yapan.

  Küfür mü? Argo mu? Evet istemediğiniz kadar var.Ama bunları örten ve sizi yakalayan bir şey var: İtiraflar, duygular ve en önemlisi hepimizin başından geçmiş, geçecek olan dertli aşklar var, pişmanlıklar var. Sokak kültürü var, dolambaçlı yollar yok, dosdoğru gidilen bir rota ve ifadeler var.Yani yaşama dair herşey var. "Herkes herkesi muhakkak aldatır" diyerek günümüz insanın menfaat ilişkilerini ya da bireysel aldatmaların mutlaklığını ortaya koyan geleceğe kalacak aforizmalar da var.

   Kallavi edebiyat camiasının içinde yer alma ya da edebiyat kitaplarına geçme türevlerinden dertleri yok Ali'nin yalnızca. Ödül zaten verilse de almaktan imtina edecek bir yapıda olduğunu bilmeyen yok.

  Son olarak kitabın adına da değinip bitiriyorum. İşletmelerin günlük raporu anlamında "Z Raporu" adını görünce şahsi hayatının bir özetini anlatmış yanılgısına düşüyor ilk etapta insan. Lakin tam kırk sekiz farklı hayat, kırk sekiz farklı yaşanmışlık karşılayıp, kah ağlatıp kah tebessüm ettiriyor. Bir fotoğrafı kalmadan göçüp giden güzel gülüşlü Ramazanlar, atanamayan öğretmenlerin çilesini kör bir bıçak gibi ciğerimize saplayan Zöhreler konuk ediyor sizi. Anne dolmasının sıcaklığını ve ilkokul öğretmenin bir tatlı öpücüğüne duyulan vefanın güzelliğini içinizde hissettiriyor.

  İlkokul öğretmenlerinin öngörülerinin her daim geçerli olduğunun kanıtı, güzel yürekli adam...
İçtenlikli kalemin, klavyen ya da parktaki cep telefonun her neyse daim olsun.

Erkan KANTARCI
Paylaş Google Plus
    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum:

Yorum Gönder