HİCRANDAN VUSLATA


  Çok uzun zaman olmuştu onu görmeyeli. Hatta sesini duymayalı, varlığını hissetmeyeli zaman, su olup akmıştı sanki. Ruhum sadece onu istiyordu; gönlümde, aklımda bir tek o vardı.
O gün yine her zamanki günlerden biriymiş gibi geliyordu bana. Yine önceki günlerden farksız kalkıp işe gittim ve iş, tüm monotonluğuyla bittiğinde eve geldim. Evimde, her gelişimde sesi yankılanıyor, duvarlara çarpa çarpa kulağıma yapışıp kalıyordu. Ah, ne de güzel  seslenirdi bana. Odalarda hızlı hızlı gezinişini, sanki hep acelesi varmış gibi oraya buraya koşturmasını o kadar çok özledim ki.

  Elimi, yüzümü yıkadım; işlerimi hallettim ve yine her zamanki koltuğuma kuruldum. Masamda okumuş olduğum kitap... Bir tek kitap okurken unutuyordum kendimi; bir tek kitap okurken sıyrılıyordum bu acınası dünyamdan.  Komiktir, telefonumun şarjı üç gün yetiyordu. Çünkü hiç dokunmuyordum. Arada annemi, babamı ve ağabeyimi arar, konuşurduk. Havadan sudan bahsederdik. Ağabeyimle futboldan konuşur, ateşli tartışmalara girerdik bazen. O, hep çok objektif bakardı, ben ise taraflı bakardım. Bu özelliğimden kurtulmam gerekiyor, biliyorum.
Birkaç arkadaşım var sevdiğim, saydığım ancak onlar da ben aramadan aramazlar ya, olsun. Kızmıyorum onlara, yoğundular; işleri başından aşkındı.

  Günüm, her zamanki günlerim gibi geçiyordu. Aynı şeyler; bıkmadan, usanmadan devir daim ediyordu. Habersizdim birazdan olacakların her zaman olan şeylerden farklı olacağından. Şaşırmadım aslında olduklarında da. Çünkü duamda, arzumda, hayallerimde var olan şeylerdi bunlar.
Kitapta, ona olan özlemimi ateşlendirecek bir cümle okudum ve yine daldım çok uzaklara. Onunla geçen güzel günleri, birer birer yâd ettim. Of çektim, of...

  Sigaraya kaydı gözüm; büyük bir irade ile engel oldum kendime. Başkası yüzünden kendime zarar veremezdim. Kararlıydım.

  Hüzünlü ve üzüntülü günleri de andım tek tek. Her zor anımda, hayatta karşıma çıkan her engelde o vardı. Beni düştüğümde hep kaldıran, bana her daim el veren ve sendelediğimde koluma girendi o. Nasıl unutabilirdim ki? Nasıl hiçbir şey olmamış gibi sürdürebilirdim hayatımı? Olmazdı işte, olmadı da...

  Evet; bıraktı, gitti. Evet, yarı yolda elini sımsıkı tutarken sertçe elini elimden çekti. Bunu reddedemem. Hatırladığımda içimin yandığı da doğrudur fakat seversin ya işte, sadece seversin...

İlhan İpek kalemiyle...
Devamı 9.sayıda...
Paylaş Google Plus
    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum:

Yorum Gönder