CAMİDE İLAN-I AŞK


   Bundan tam on yıl önce çocuk olduğum, mutlu olduğum zamanlardı. Mahallenin sevgilisi, neşeli ve güler yüzlü bir çocuktum. Her sabah pencereden arkadaşlarım ile toplandığımız köşeye bakar birileri varsa kahvaltımı bile etmeden sokağa damlardım. Sonra ver elini zile basıp kaçmalar, saklambaç, tek pas gibi içimize işleyen, bizi çok mutlu eden hepimizin sevdiği oyunlar. Çocukların öldürülmediği, bilgisayar oyunlarına hapsolmadığı zamanlardı velhasıl.

   Yine köşemizde arkadaşlarım ile konuştuğumuz bir sabah -ki bu köşede şiirden spora her konu konuşulurdu. Bakmayın küçük olduğumuza. Şiirden de sevgiden de çok iyi anlardık. - sokağımıza voleybolcu, sarışın ve mavi gözlü bir kız geldi. Ne gelmesi adeta gökten melekler aracılığıyla indirilmişti sanki.

   Sonradan öğrendik ki bu kız bizim Solakoğulları Camii’nin –Camisi olmaz dikkat edin artık şuna. - karşısında oturan sevimsiz teyzemizin torunu imiş. Her torun böyle güzel oluyorsa derhal dede olmalıyım diye düşündüm, çocukluk işte.

    Bu kızı gördükten sonra bizim tek pasın pabucu dama atıldı. Artık voleybol oynamaya başlamıştık. Camlara ipler asıyor, onları file yapıyor basıyorduk sayıları, servisleri, smaçları...

   Anlamıştım, bu kızı mütemadiyen gönlüme getiriyordum. Aşk denilen hastalığa yakalanmıştım. Sahi aşk ne demekti? Aşk her şeydi. Aşk hayatımızdaki her şeyi değiştirirdi. Ceketimizi giyişimizi, çıkartışımızı hülasa her şeyi.

   Aklıma koymuştum, bu kıza açılacaktım. Lakin herhangi bir hüsran durumunda kuytu köşede olmalıydım ki aleme rezil olduğumu saklayabileyim. Düşündüm, taşındım. Bu iş olsa olsa cami avlusunda olurdu. Hem camilerimiz de aşklarımız da birbirine benzerdi. İkisi de kutsaldı bir kere.

   Kızı cami avlusuna çağırdım. İşi uzatmadan “Ben seni seviyorum.” dedim. Kız ise hiç oralı olmadı. Gülmemek için kendini zor tutuyordu. Belli ki bu kız aşktan sevgiden anlamıyordu. Hem voleyboldan da anlamıyordu, sürekli yeniliyordu çünkü bizim takıma.

    Kızdan cevap beklerken yanımızdan Roman bir ablamız geçti ve tam yanımızda durdu. Kıza dönerek: “Bu çocuk güzel adamdır. Sakın onu üzmeyesin kabul edesin, sevgisine karşılık veresin.” dedi. Aynı roman ablamız bana da: “Çok güzel şiirlerim var alasın, sevdiğine okuyasın.” dedi.

Mert Aslan kalemiyle...
Devamı 9.sayıda...
Paylaş Google Plus
    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum:

Yorum Gönder